İPİN UCU KAÇTI: SOKAKTA GÖRGÜ, TRAFİKTE SAYGI, DENİZDE VİCDAN CAN ÇEKİŞİYOR!
Sokaktan sahneye, trafikten denize kadar her alanda aynı acı tabloyla karşı karşıyayız. Kaybettiğimiz şey yalnızca toplumsal kurallar değil; saygı, sorumluluk ve insan hayatının değeri. Herkesin özgürlüğünden bahsettiği ama kimsenin sorumluluk almadığı bir dönemden geçiyoruz. Peki, biz ne zaman bu kadar ölçüsüz olduk?
GÖRGÜ BAZEN KANUNDA DEĞİL, VİCDANDA YAZAR
Toplum olarak birlikte yaşamanın görünmeyen kurallarını birer birer terk ediyoruz. Son dönemde sıkça gündeme gelen kamuya açık alanlardaki giyim ve davranış tartışmaları, özgürlük ile adap arasındaki çizginin ne kadar muğlaklaştığını gösteriyor.
Şunu açıkça ifade etmek gerekir: Hiçbir kıyafet ya da yaşam tarzı, bir tacizin veya saldırının gerekçesi olamaz; suçun sorumluluğu daima failindir. Ancak bununla birlikte her ortamın bir adabı olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Plajda bikini giymek ne kadar doğalsa, plajdan çıkıp bir restorana, markete ya da çarşıya girerken üstüne bir şey almak da o kadar toplum hayatına ve çevredekilere duyulan bir saygı meselesidir. Özgürlük; her istediğini, her yerde, hiç kimseyi umursamadan yapmak değil; başkasının varlığını da hesaba katarak yaşamaktır.
SAHNEDEKİ "BEN": ZEKİ MÜREN’DEN SEYİRCİYE KÜFREDEN SANATÇILARA
Saygı erozyonunun en belirgin hissedildiği alanlardan biri de kültür-sanat dünyası. Sahneye elinde sigarayla çıkan, kendisini dinlemeye gelen insanlara hakaret eden, arka sıralardaki izleyicilere "fakirler" diyerek aşağılayıcı şakalar yapan ya da güvenlik görevlisini küçümseyen isimler topluma ne mesaj veriyor?
Oysa sanatçı olmak yalnızca güzel şarkı söylemek ya da rol yapmaktan ibaret değildir. Kendisini dinlemeye gelen insana, kendisine o imkânı sunan seyirciye değer vermektir. Sanat dünyasının duayeni Zeki Müren, sahne bittiğinde seyircisine saygısından arkasını dönmez, geri geri yürüyerek sahneden ayrılırdı. Bugün Tarkan gibi bu zarafeti sürdüren sanatçılarımız olsa da, şöhretin ve alkışın geçici olduğunu unutanların sayısı her geçen gün artıyor.
TRAFİKTE BİRKAÇ SANİYE UĞRUNA YIKILAN HAYATLAR
Sokağa çıktığımızda da durum farklı değil. Trafikte birbirine tahammülü kalmayan sürücüler, görülmeyen yayalar ve hiçe sayılan kurallar... Geçtiğimiz günlerde Kemer’de yaşanan bir kaza, bu vurdumduymazlığın ağır faturasını bir kez daha gözler önüne serdi.
19 yaşındaki bir gencin hayatını kaybettiği kazanın ardından; babasının aylarca hastane önündeki bir konteynerde umutla beklemesi, toplumsal vicdanda derin bir yara açtı. Trafikte "Kim haklı, kim haksız?" kavgasının hiçbir anlamı yok. Birkaç saniye kazanmak uğruna yapılan hatalar bir hayatı sonlandırıyor, bir aileyi yok ediyor. Trafikteki tek önceliğimiz "ben haklıyım" demek değil, eve sağ salim dönebilmek olmalıdır.
DENİZ HATA KABUL ETMEZ: HIRSIN BEDELİ CANLA ÖDENİYOR
Denizlerimizde art arda yaşanan kazalar ve dramlar da sorumluluk duygumuzun ne derece zayıfladığını kanıtlıyor. Kıbrıs’taki tekne faciasının ardından Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması ve 10 kişilik mürettebatla irtibatın kesilmesi, yürekleri bir kez daha ağza getirdi.
Kazanın nedeni henüz kesinleşmese de bildiğimiz tek bir gerçek var: Deniz ihmali, dikkatsizliği ve aşırı hırsı asla affetmez. Daha fazla kazanç, daha fazla sefer ya da daha fazla yolcu hırsı, insan hayatının önüne geçemez. Gemi yeniden yapılır, para yeniden kazanılır; ancak kaybolan bir can geri getirilemez.
ŞİMDİ AYNAYA BAKMA ZAMANI
Sokakta görgü, trafikte saygı, sahnede nezaket, denizde ise sorumluluk duygusu her geçen gün azalıyor. "Biz" demeyi unutan, sadece "Ben" odaklı yaşayan bir topluma dönüşüyoruz.
Eğer bugün küçük gördüğümüz bu saygısızlıkları ve vurdumduymazlıkları kanıksarsak, yarın çok daha büyük acılarla yüzleşmek zorunda kalacağız. Değişimi başkalarından beklemek yerine hepimizin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor: Biz nasıl bir toplum olmak istiyoruz?
Birbirimize biraz daha saygı, biraz daha anlayış ve vicdan göstermek hiç de zor değil. Yeter ki ipin ucunu tamamen kaçırmadan, sorumluluklarımıza yeniden sahip çıkalım.
İstanbul:
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Yorum Yap